top of page

Sağlık Turizmi Sadece Sağlık Bakanlığı’nın Konusu Değil

Dünya sağlık turizmi pazarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 400–500 milyar dolar

seviyelerine ulaşması beklenirken, ülkeler bu alandaki rekabete artık yalnızca sağlık hizmeti

perspektifiyle değil, ulusal strateji perspektifiyle yaklaşmaktadır. Türkiye bugün yaklaşık 1,5

milyon uluslararası sağlık ziyaretçisine hizmet veren ve yıllık 3 milyar doların üzerinde sağlık

turizmi geliri üreten bir ülke konumuna ulaşmıştır. Ancak mevcut potansiyel, elde edilen

sonuçların çok daha üzerinde bir kapasiteye işaret etmektedir. Yeni Dönemde Çok Bakanlıklı

Stratejik Yönetim Şart. Türkiye bugün sağlık turizminde dünyanın en güçlü ülkelerinden biri

olma yolunda ilerliyor. Ancak küresel rekabet artık yalnızca iyi hastane yapmakla

kazanılmıyor. Yeni dönemde ülkeler; sağlık sistemlerini, turizm altyapılarını, ticaret ağlarını,

uluslararası diplomatik ilişkilerini, akademik güçlerini, finansal teşvik mekanizmalarını tek bir

strateji altında yönetmeye başladı. Çünkü sağlık turizmi artık yalnızca "hasta getirme" modeli

değildir. Bu alan; ülke ekonomisini, hizmet ihracatını, uluslararası yatırımları, marka değerini,

kültürel etki alanını doğrudan etkileyen stratejik bir güç haline gelmiştir.

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde daha büyük bir sıçrama yapabilmesi için sağlık

turizmini yalnızca Sağlık Bakanlığı perspektifiyle değil, devletin koordineli bir milli stratejisi

olarak ele alması gerekmektedir.

Türkiye'de Sağlık Hizmetinin Ana Gücü Kamu, Sağlık Turizminin Ana Gücü ise

Özel Sektördür. Türkiye bugün sağlık altyapısı açısından dünyanın sayılı ülkelerinden biridir.

1.500' ün üzerinde sağlık kuruluşu, yaklaşık 270 bin yatak kapasitesi, modern şehir hastaneleri,

ileri teknoloji yatırımları, nitelikli sağlık insan kaynağı Türkiye'yi bölgesel bir sağlık merkezi

haline getirmiştir. Ancak sağlık turizminde dikkat çekici bir gerçek bulunmaktadır. Türkiye'de

sunulan sağlık hizmetlerinin yaklaşık %80'i kamu eliyle verilirken, özel sektörün payı yaklaşık

%20 seviyelerindedir. Fakat sağlık turizminde tablo tersine dönmektedir. Bugün uluslararası

sağlık turizmi faaliyetlerinin yaklaşık %95'i özel sektör tarafından yürütülmektedir. Kamunun

payı ise büyük ölçüde turistin sağlığı hizmetleriyle birlikte yaklaşık %5 seviyesindedir. Bu

durum sağlık turizminin yalnızca sağlık hizmeti sunmaktan ibaret olmadığını göstermektedir.

Çünkü sağlık turizmi; uluslararası pazarlama, marka yönetimi, dijital görünürlük, uluslararası

hasta deneyimi, operasyon yönetimi, küresel iş birlikleri gibi birçok farklı bileşenin birlikte

çalışmasını gerektiren özel bir ekosistemdir. Görev yaptığımız dönemde kamu hastanelerinin,

özellikle şehir hastanelerinin sağlık turizminden daha fazla pay alabilmesi için yoğun çalışmalar

yürüttük. Bu kapsamda; uluslararası hasta merkezlerinin güçlendirilmesi, yabancı dil

altyapılarının geliştirilmesi, dijital görünürlüğün artırılması, uluslararası hasta operasyonlarının

iyileştirilmesi gibi alanlarda çalışmalar gerçekleştirildi. İstanbul ve Antalya başta olmak üzereçeşitli pilot uygulamalar başlatılarak kamu hastanelerinin sağlık turizmi kapasitesinin

artırılması hedeflendi.

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde sağlık turizmindeki büyümesini sürdürebilmesi için

kamu hastanelerinin de uluslararası hasta pazarında daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine

inanıyorum.

Aracı Kurumlar ve Özel Sektör Desteklenmelidir. Sağlık turizmi yalnızca

hastanelerden oluşan bir yapı değildir. Bu alan; yurtdışı hasta erişimi, pazarlama, operasyon

yönetimi, transfer organizasyonları, konaklama süreçleri, kültürel iletişim, hasta deneyimi

yönetimi gibi birçok farklı unsurdan oluşmaktadır. Bu nedenle aracı kurumlar sektörün önemli

paydaşlarından biridir. Elbette kalite standartları, etik kurallar ve etkin denetim mekanizmaları

vazgeçilmezdir. Ancak doğru regüle edilen ve desteklenen aracı kurumlar Türkiye'nin

uluslararası rekabet gücünü artıran önemli yapılardır. Özellikle büyük veya küçük ayrımı

yapılmaksızın özel sektörün desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü uluslararası

pazarlarda bazen en hızlı büyüyen ve

en etkili sonuçları üreten yapılar,

büyük kurumlardan çok hedef pazarı

iyi bilen dinamik ekipler

olabilmektedir.

Sağlık Bakanlığı; Kalite,

akreditasyon, denetim, hasta güvenliği

ve sağlık hizmet standartlarının

belirlenmesinde temel otoritedir.

Ancak sağlık turizminin büyüklüğü

düşünüldüğünde tek başına yeterli

değildir. Ticaret Bakanlığı; Sağlık

turizmi aynı zamanda bir hizmet ihracatıdır. Marka destekleri, ihracat teşvikleri, yurtdışı tanıtım

faaliyetleri ve yeni pazarlara erişim süreçlerinde Ticaret Bakanlığı kritik rol üstlenmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve özellikle Türkiye Tanıtım Ajansı; Artık sağlık turistleri

yalnızca tedavi olmak istemiyor. Aynı zamanda; güvenli destinasyon, kaliteli yaşam deneyimi,

wellness, longevity, termal turizm, rehabilitasyon, kültürel deneyim de talep ediyor. Bu nedenle

sağlık turizmi ile turizm stratejileri birbirinden ayrı düşünülemez. Yine bizim dönemimizde

Sağlık Bakanlığı ile bu süreçler ile ilgili ikili protokol yapma fırsatı bulmuştuk. Özellikle

Türkiye Tanıtım Ajansı'nın uluslararası görünürlük ve ülke markası oluşturma konusundaki

rolü son derece önemlidir. Bugün birçok sağlık kuruluşu yurtdışında bireysel tanıtım

yapmaktadır. Ancak sağlık turizminde hasta önce ülkeye güvenmekte, daha sonra sağlık

kuruluşunu tercih etmektedir. Bu nedenle Türkiye markasının merkezi ve güçlü bir şekilde

tanıtılması sağlık turizmi açısından stratejik bir gerekliliktir. Yakın dönemde Turkcell'in 5G

tanıtımlarında saç ekimi temasını kullanması sağlık turizminin artık yalnızca sağlık sektörünün

değil, teknoloji ve ülke markası stratejisinin de bir parçası haline geldiğini göstermektedir.

Dışişleri Bakanlığı; Vize süreçleri, uluslararası anlaşmalar, sağlık diplomasisi, sigorta

sistemleri, ülke tanıtımları ve devletler arası sağlık iş birlikleri doğrudan dış politika konusudur.

Özellikle Afrika, Orta Asya, Körfez

Bölgesi ve Balkanlar'da sağlık

diplomasisi Türkiye'nin etkisini

artırabilecek önemli araçlardan biridir.

İçişleri Bakanlığı; Uluslararası hasta

hareketliliği, hasta güvenliği, kayıtsistemleri, kaçak aracılığın önlenmesi, şehir güvenliği ve organizasyon altyapıları açısından

önemli görevler üstlenmektedir. Y.Ö.K. ve Üniversiteler; Sağlık turizmi yalnızca tedavi

değildir. Aynı zamanda; eğitim, araştırma, bilimsel üretim, uluslararası akademik iş birlikleri,

hekim değişim programları, kongre ve sempozyumlar sağlık turizminin geleceğini

şekillendirmektedir. Türkiye'nin sağlıkta dünya markası olabilmesi için üniversitelerimizin

daha aktif rol üstlenmesi gerekmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı; Vergi teşvikleri,

uluslararası yatırım modelleri, sağlık serbest

bölgeleri, finansman destekleri, yabancı yatırımcı

politikaları ve sürdürülebilir büyüme açısından

kritik rol üstlenmektedir.

Türkiye Neden Koordinasyon Modeli

Kurmalı?

Dünyadaki başarılı örnekler

incelendiğinde; Dubai, Güney Kore, Tayland,

Singapur, Hindistan gibi ülkelerin sağlık

turizmini yalnızca sağlık bakanlıklarıyla

yönetmediği görülmektedir. Bu ülkeler sağlık turizmini; ekonomi, turizm, teknoloji, eğitim, dış

politika ile entegre şekilde yönetmektedir.

Türkiye'nin de yeni dönemde benzer bir koordinasyon modeline ihtiyaç duyduğu açıktır.

Çünkü sağlık turizminde yeni rekabet artık yalnızca "kim daha ucuz?" sorusuna verilen cevapla

belirlenmiyor. Asıl rekabet; kim daha güvenilir, kim daha görünür, kim daha güçlü marka

oluşturabiliyor? sorusunda yaşanıyor.

Sağlık turizmi artık yalnızca sağlık sektörünün değil; Türkiye'nin ekonomik kalkınma,

hizmet ihracatı, uluslararası görünürlük ve yumuşak güç stratejisinin de önemli bir parçasıdır.

Bugün sağlık turizmi yalnızca hastanelerin değil; devletin, üniversitelerin, özel

sektörün, sivil toplumun ve uluslararası paydaşların birlikte yönettiği bir ekosisteme

dönüşmüştür. Türkiye'nin sahip olduğu sağlık altyapısı, insan kaynağı ve coğrafi avantajlar

doğru bir koordinasyon modeli ile desteklendiğinde, ülkemizin sağlık turizminde dünyanın ilk

üç ülkesi arasında yer alması mümkündür.

Sağlık turizmi artık yalnızca bir sektör değildir. Türkiye'nin hedefi yalnızca sağlık

hizmeti ihraç eden bir ülke olmak değil; sağlıkta bilgi, teknoloji, eğitim ve güven ihraç eden

küresel bir marka haline gelmektir. Bu alan; ekonomi, turizm, teknoloji, eğitim, diplomasi ve

ülke markasının kesiştiği stratejik bir güç alanına dönüşmüştür. Türkiye'nin yeni hedefi

yalnızca daha fazla hasta almak olmamalıdır. Asıl hedef; yüksek katma değer üreten,

uluslararası markalar çıkaran, bilim ve teknolojiyle güçlenen, kamu ve özel sektörü aynı vizyon

altında buluşturan, çok bakanlıklı koordinasyon modeli kurabilen küresel bir sağlık ekosistemi

oluşturmaktır. Çünkü sağlık turizminin geleceğini artık yalnızca hastaneler değil, ülkelerin

stratejik vizyonları belirleyecektir. Ve belki de yeni dönemin en kritik sorusu şudur: Türkiye

sağlık turizmini yalnızca operasyonel bir faaliyet alanı olarak mı yönetecek, yoksa devlet

politikası seviyesinde stratejik bir güç alanına mı dönüştürecek?

Behlül Ünver

Dünya Sağlık Turizmi Platformu Başkanı (DSTP)


 
 
 

Yorumlar


bottom of page