top of page

Küresel Sağlık Koridorları: Türkiye Merkezli Yeni Bir Model Mümkün mü?

2 gün önce
4 dakikada okunur

Sağlık Turizminin Yeni Paradigması – Bölüm 10

Geçtiğimiz hafta sağlık turizminde her pazara aynı reçeteyle yaklaşmanın doğru olmadığını; ülkelerin ve bölgelerin sağlık sistemlerinin, ihtiyaçlarının, kültürlerinin ve hasta davranışlarının farklı olduğunu değerlendirmiştik.

Türk Cumhuriyetlerine başka, Orta Doğu'ya başka, Avrupa'ya, Amerika'ya, Afrika'ya ve Balkanlara başka bir stratejiyle yaklaşmamız gerektiğini ifade etmiştik. Ancak şimdi bir adım daha ileri gitmemiz gerekiyor.

Bu farklı pazarlarla kurduğumuz ilişkileri birbirinden bağımsız çalışmalar olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir uluslararası sağlık ağına dönüştürebilir miyiz?

Bence sağlık turizminin önümüzdeki dönemde tartışması gereken önemli kavramlardan biri “küresel sağlık koridorları” olacaktır.

Hasta koridorundan sağlık koridoruna

Bugün sağlık turizmi büyük ölçüde hastanın bir ülkeden başka bir ülkeye tedavi amacıyla seyahat etmesi üzerinden değerlendiriliyor. Hasta geliyor, tedavisini oluyor ve ülkesine dönüyor. Oysa geleceğin sağlık turizmi bundan çok daha kapsamlı olmak zorunda. Çünkü ülkeler arasında hareket eden yalnızca hasta olmayacak.

Bilgi hareket edecek. Hekim hareket edecek. Eğitim hareket edecek. Teknoloji hareket edecek. Sermaye ve yatırım hareket edecek. Sağlık hizmeti ve uzmanlık hareket edecek.

Dolayısıyla sağlık koridorunu yalnızca iki ülke arasındaki hasta trafiği olarak değil; ülkelerin sağlık sistemlerini birbirine bağlayan organize ve sürdürülebilir bir değer zinciri olarak düşünmeliyiz.

Sağlık koridoru nedir?

Bir sağlık koridoru; farklı ülkelerdeki sağlık kuruluşlarını, üniversiteleri, hekimleri, yatırımcıları, teknoloji şirketlerini, sigorta ve ödeme sistemlerini belirli standartlar ve ortak hedefler etrafında birbirine bağlayan yapı olarak düşünülebilir.

Bir ülkedeki hasta Türkiye'den ikinci görüş alabilir. Gerekirse Türkiye'ye gelerek tedavi olabilir. Ülkesine döndüğünde tedavi sonrası takibi kendi ülkesindeki anlaşmalı sağlık kuruluşunda sürdürülebilir. Aynı sistem içinde o ülkenin hekimleri Türkiye'de eğitim alabilir. Türk hekimler belirli dönemlerde o ülkede hizmet veya eğitim verebilir. Ortak klinikler ve mükemmeliyet merkezleri kurulabilir. Dijital sağlık ve yapay zekâ sistemleri iki ülkenin sağlık kuruluşlarını birbirine bağlayabilir. İşte o zaman yaptığımız iş yalnızca sağlık turizmi olmaktan çıkar. Bir sağlık ekosistemine dönüşür.

Türkiye neden merkez ülke olabilir?

Türkiye'nin bu model açısından önemli avantajları bulunuyor. Avrupa ile Asya'nın kesişiminde yer alıyoruz. Balkanlara, Kafkasya'ya, Türk Cumhuriyetlerine, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya birkaç saatlik uçuş mesafesindeyiz.

Güçlü bir havacılık altyapımız, önemli bir turizm ve konaklama kapasitemiz, yetişmiş sağlık insan kaynağımız, modern hastanelerimiz ve sağlık hizmeti üretme tecrübemiz var. Ancak artık sadece: “Türkiye'nin coğrafi konumu çok güçlü.” demek yeterli değil. Asıl mesele, bu coğrafi avantajı sağlık ekonomisinde stratejik bir avantaja dönüştürebilmektir.

Türkiye'nin hedefi yalnızca dünyanın farklı ülkelerinden daha fazla hasta getirmek olmamalıdır. Türkiye, farklı ülkelerin sağlık sistemlerini birbirine bağlayan merkez ülkelerden biri olmayı hedeflemelidir. Bence sağlık turizmindeki yeni vizyonumuzun önemli parçalarından biri bu olmalıdır.

Her koridorun reçetesi de farklı olacaktır

Geçtiğimiz hafta söylediğimiz gibi, her pazara aynı reçete olmaz. Dolayısıyla her ülkeyle aynı sağlık koridorunu kurmak da mümkün değildir.

Türk Cumhuriyetleriyle oluşturulacak bir sağlık koridorunda hasta hareketliliğinin yanında eğitim, hastane yönetimi, akademik iş birlikleri, ortak sağlık yatırımları, ilaç ve medikal teknoloji üretimi ön plana çıkabilir.

Orta Doğu'da ileri tedaviler, kişiselleştirilmiş hizmetler, aile odaklı hasta deneyimi, rehabilitasyon, longevity ve sağlıklı yaşam programları daha güçlü alanlar oluşturabilir.

Avrupa'da ikinci görüş, bekleme sürelerinin yönetimi, rehabilitasyon, termal sağlık, sağlıklı yaşlanma, kalite standartları, sigorta entegrasyonu ve tedavi sonrası takip öne çıkabilir.

Afrika'da sağlık koridorunun merkezinde yalnızca hasta hareketliliği değil; sağlık kapasitesi geliştirme, eğitim, hastane yönetimi, tanı altyapıları, tele-sağlık ve teknoloji transferi bulunabilir.

Balkanlarda coğrafi yakınlığımızı hasta yönlendirme ağları, ortak eğitimler ve kurumlar arası entegrasyonla güçlendirebiliriz.

Amerika'da ise mesafe nedeniyle farklı bir modele ihtiyaç vardır. İkinci görüş hizmetleri, seçilmiş özellikli tedaviler, dijital hasta navigasyonu, hekim ve kurum ağları, diaspora, işveren programları ve ödeme modelleri üzerinden daha seçici bir sağlık koridoru geliştirilebilir.

Yani; tek bir Türkiye olabilir ama tek bir sağlık koridoru modeli olamaz. Koridor kurmak protokol imzalamak değildir Burada özellikle altını çizmemiz gereken bir konu daha var. İki ülke arasında sağlık alanında protokol imzalanması elbette değerlidir. Ancak protokol tek başına sağlık koridoru oluşturmaz. Gerçek bir sağlık koridorunda; hasta yönlendirme mekanizması, klinik kalite standartları, hasta güvenliği, veri güvenliği ve mahremiyet, ödeme ve finansman modeli, komplikasyon yönetimi, tedavi sonrası takip, eğitim ve insan kaynağı, dijital altyapı ve performans göstergeleri birlikte tasarlanmalıdır.

Hasta hangi kuruma gideceğini bilmeli. Gönderen kurum hastasının nerede ve hangi standartta tedavi olacağını bilmeli. Tedaviyi yapan kurum hastanın ülkesine döndükten sonra nasıl takip edileceğini bilmeli. Finansman mekanizması baştan belirlenmeli. Sistem kişilere bağlı değil, kurumsal ve sürdürülebilir olmalıdır. İşte ancak o zaman protokolden sisteme geçebiliriz.

Sağlık diplomasisinden sağlık ekonomisine

Daha önce sağlık diplomasisinin ülkeler arasında güven oluşturduğunu ifade etmiştik. Küresel sağlık koridorları bu güvenin somut karşılığı olabilir. Çünkü sağlık diplomasisi ilişkiyi başlatır. İş birlikleri ilişkiyi geliştirir. Sağlık koridorları ise bu ilişkiyi sürdürülebilir bir sisteme dönüştürür. Bu sistem yalnızca Türkiye'ye hasta getirmez. Türkiye'nin sağlık bilgisini, sağlık yönetimi tecrübesini, eğitim kapasitesini, teknolojisini, ilaç ve medikal ürünlerini de dünyaya taşır. Böylece sağlık turizmini yalnızca hizmet ihracatı olarak değil, çok daha geniş bir sağlık ekonomisi perspektifinden değerlendirmeye başlarız.

HealthTürkiye için yeni bir perspektif

Bu noktada HealthTürkiye'nin gelecekteki rolünü de daha geniş düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. HealthTürkiye yalnızca Türkiye'deki sağlık kuruluşlarını dünyaya tanıtan bir marka olmamalıdır. Türkiye'nin uluslararası sağlık ilişkilerinde güveni, kaliteyi ve koordinasyonu temsil eden güçlü bir üst yapı hâline gelmesi de hedeflenebilir.

Doğru sağlık kuruluşlarının, doğru uluslararası partnerlerin, doğru kalite standartlarının ve doğru hasta yolculuğunun birbirine bağlandığı bir sistem, Türkiye'nin sağlık turizmindeki marka değerini çok daha ileriye taşıyabilir. Çünkü geleceğin sağlık turizminde yalnızca görünür olmak değil, bağlantılı olmak da önemli olacaktır.

Sağlık turizminin geleceği yalnızca insanların ülkeler arasında hareket ettiği bir yapı olmayacaktır. Bilginin, teknolojinin, uzmanlığın, eğitimin, yatırımın ve güvenin de sınırlar arasında hareket ettiği yeni bir sağlık ekonomisi ortaya çıkacaktır.

Türkiye bu dönüşüm için önemli avantajlara sahip. Ancak sahip olduğumuz hastaneler, hekimler veya coğrafi konum tek başına bizi merkez ülke yapmaz. Bunun için ülkeler arasında çalışan, ölçülebilir, güvenilir ve sürdürülebilir sistemler kurmamız gerekir. Belki de artık kendimize sormamız gereken soru şudur:

Türkiye yalnızca dünyanın hastalarının tedavi olmak için geldiği bir ülke mi olacak, yoksa farklı ülkelerin sağlık sistemlerini birbirine bağlayan küresel sağlık merkezlerinden biri mi olacak? Bence önümüzdeki dönemin asıl stratejik sorusu budur.

Ve Türkiye'nin sağlık turizmindeki yeni hedefi yalnızca daha fazla hasta almak değil; daha güçlü sağlık ağları kurmak olmalıdır. Çünkü geleceğin sağlık turizminde asıl güç, sadece hizmet üretmekte değil; dünyayı sağlık üzerinden birbirine bağlayabilmekte olacaktır.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page